orhun...Sevdam Türkiyem...

14/3/2007 - Mondros Mütarekesi kıvamında 2 sayfalık 9 maddelik bir anlaşma!

"Irak'ta Yaşananlar Bölgeye Örnek Olsun" manşeti ve Balgat'taki Bakanlık binasının ikinci katındaki odasında görüştüğümüz Abdullah Gül, şimdiye kadar söylemediği veya söyleyemediği her şeyi VATAN'a anlattı başlığı altında yayınlanmıştı.(1)

Yapılan görüşmede; Ortadoğulu liderlere açık uyarı mesajları iletilirken, haberin tamamı okuduğunda; "kızım sana söylüyorum ,gelinim sen anla" özdeyişine uygun bir şekilde mesajın Ortadoğulu liderlerin yanında Türk halkına da olduğunu sezip irkiliyordunuz.

Sayın Gül ; "Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (Eliyle koltuğa vurdu) ABD Dışişleri Bakanı Powell oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki... Powell Suriye'ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var..." demiş ve ardından;

-Ortadoğu hak ve özgürlüklerin gelişeceği bir bölge olacak.

-Biz bu özgürlüklerin olmamasından nefret ediyoruz.

-Ortadoğu'nun bu duruma gelmesinden bölge liderleri sorumludur.

-Demokratik açılımlara öncü olmamışlardır.

-Bölge ancak şeffaf, modern ve serbest piyasa ekonomisinin uygulanması ile kurtulabilir. diyerek,

-Ortadoğu'daki bütün rejimlerin değişeceğinin,

-Şeffaflık ve demokrasinin egemen olacağının,

-Bu bölgedeki ekonomik sistemlerin de değişerek , piyasa ekonomisi kurallarının egemen kılınacağının

-Ortadoğulu liderlerin halklarına demokrasi ve tam özgürlük vermedikçe, sistemlerinin yürümesinin mümkün olmadığı, ve

- Irak'ta yaşananların bütün bölge liderlerine örnek olması gerektiği
nin, altını çizmişti.

ANLAŞMANIN ARDINDAN IRAKTA ALINAN İLK SONUÇLAR

Sayın Gül'ün konuşmasının ardından geçen yaklaşık 4 yıllık süre sonunda; aralarında Ülkemizin de yer aldığı İran ve Suriye'nin rejimlerinin değiştirilmesi hedef alındı. Ancak; Ortadoğu'da Irak'ın dışında değişen bir rejim olmadı. Irak'ta Saddam'ın yerini aşiret reisinden türevledikleri asıl görevi sömürge valiliği olan sözde bir devlet başkanı almıştı. Irak'ta hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi; Irak'ın etnik ve dinsel yapısı gözetilerek fiilen üçe bölünmesi ve mezhep çatışması olarak tanımlandı.

Irak'ta Şeffaf, modern ve serbest piyasa ekonomisinin uygulanmasının ilk örnekleri; Tüm devlet bankalarının JP Morgan'ın denetimine geçmesi, Tüm petrol kaynaklarının Anglo-Amerikan şirketlerin mülkiyetine verilmesi, Irak'ın iç pazarı koruyan her türlü kısıtlamaların kaldırılması, Tüm kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi, Yabancı sermaye karlarının 40 yıl süreyle vergiden muaf tutulması... olarak alındı.


POWELL'LA İMZALANAN 9 MADDELİK ANLAŞMA

Gazeteci Sedat Sertoğlu imzasıyla 24.05.2003 tarihli VATAN Gazetesinde yayımlanan görüşmenin üzerinden bu güne geçen zamanda Sayın Dışişleri Bakanımızın ABD Dışişleri Bakanı Powell ile anlaştık dediği 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde çok şeyler yazıldı ve çizildi. Ancak bu güne kadar bu anlaşma metninin orijinaline ilişkin hiçbir belge yayınlanmadı. Muhtelif gazete ve dergilerde yayınlanan, ABD Dışişleri Bakanı Powell ile imzalanan anlaşma metninde, Mondoros Mütarekesi (2) kıvamında şu hususlar yer almaktaydı.

1-" Türk ordusu bundan böyle hangi gerekçeyle olursa olsun, sınır ötesi harekatta bulunmayacak,

2-" PKK'ya karşı Türkiye'nin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekatlar için, ABD askeri makamlarına bilgi verilecek, izin alınacak,

3-" Türkiye, ABD'nin İran'a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekatlara, şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlayacak, askeri birlik verecek. Türk birliklerinin üst komuta yetkisi, ABD komutanlığında olacak,

4-" Türk ordusunun asker sayısı ve silah kuvveti, ABD'nin uygun gördüğü sayı ve kabiliyete indirilecek. Özellikle tank ve ağır silahların miktarı düşürülecek, savaş uçağı sayısı sınırlandırılacak,

5-" Irak'ın kuzeyinde kurulan Kürt oluşumu Türkiye tarafından resmen tanınacak. Türk devletinin Kürt devletinin kuruluşunu "savaş nedeni" sayan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi ve bu yöndeki politika ve kararları kaldırılacak,

6-" Af Yasası, PKK yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilecek,

7-" Türkiye dört yıl içinde uygulanacak bir planla, üniter yapısını devrederek federasyona geçecek. "Kamu Reformu" ve "Yerel Yönetim" Yasaları hızla çıkartılarak, Türkiye'deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci kararlı olarak yürütülecek,

8-" Yunanistan'la sorunlar çözülecek. Kıbrıs'ta Denktaş devredışı bırakılacak, Annan Planı kabul edilecek. Ege'de Yunan taleplerine esnek bir tutum takınılacak.

9-" Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkileri normalleştirilecek ve iyileştirilecek. Sınır ticaretinde Ermeniler lehine düzenlemeler yapılacak"



Kimi gazete ve dergilerde ise ABD Dışişleri Bakanı Powell ile imzalanan anlaşma metninde dokuz maddeye ilave olarak;

-Irak'ın kuzeyinde bulunan bütün Türk birlikleri ve Türk ordusuna bağlı özel kuvvetler, dört ay içinde aşamalı olarak Türkiye sınırları içine çekileceği.

-Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK/KADEK'e karşı ABD askeri makamlarına bilgi vermeden ve izin almadan harekat yapacak olursa, ABD hükümetinin, Kürt halkına karşı şiddet kullanıldığı ve soykırım uygulandığı çerçevesi içinde uyarıda bulunma hakkını kullanabileceği.

-Etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki bütün yasal kısıtlamalar ve engellerin kaldırılacağı. Af yasasıyla bağlantılı olarak PKK/KADEK'e yasal siyaset düzleminde yer alma olanağı sağlanarak, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli hukuki ve siyasal önlemler alınarak ve uygulanacağı, hususlarının da yer aldığı ifade edilmekteydi.

9 MADDELİK ANLAŞMA AYNEN UYGULANMIŞ

Böylesi bir mutabakatın varlığı yada yokluğu üzerine yapılacak tartışma bir yana, gelişmeler söz konusu mutabakatta yazılı olduğu ileri sürülen hususların, Türkiye tarafından harfiyen ve fazlasıyla uygulandığını ortaya koymaktadır.

Nitekim bu anlaşmanın yapıldığının açıklanmasının ardından;

-Türk ordusu mutabakattan sonra sınır ötesi harekat yapmadı. ABD böylesi bir harekata sıcak bakmadığını her fırsatta ifade etti.

- PKK'ya karşı Türkiye'nin egemenlik alanı içinde yapılacak askeri harekatlar için, ABD askeri makamlarına bilgi verilip verilmediğini bilmiyoruz. Ancak, ABD bu operasyonların karşısında olduğu gibi, terör sorununun; "Bu bölgenin geleceği Türkiye, Irak ve yardım edebildiği kadarıyla ABD tarafından çözülecektir" gibi söylemlerle, Türkiye Cumhuriyeti'nin parçalanması suretiyle çözüleceğini ima eder bir politika yürütmeye, PEJAK dolayısıyla PKK'ya eğitim ve lojistik destek vermeye başladı. ABD ordu depolarından kaybolan silahlar (!) PKK terör örgütünün eline geçti.

-Türkiye 01.09.2004 tarihli Resmi gazetede yayımlanan ABD'ne Ait Destek Hamulesinin İthal-İhraç ve Ülke İçi Nakil ve Tevziine Dair Dışişleri Bakanlığı tebliği ile ABD'nin gemi ve uçakları ile Türkiye'ye getirilecek ve Türkiye'den götürülecek askeri malzeme, techizat ikmal maddeleri ve eşyaları için 7 adet hava limanı ile 6 adet deniz limanını, ABD'nin kullanımına sundu. Bu durum Türkiye'nin, ABD'nin İran'a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekatlara, şartsız olarak üs ve taşıma kolaylıkları sağlama mutabakatını doğrulamaktaydı. Bu mutabakatı doğrulayan başka gelişmeler de oldu. ABD Nato aracılığıyla Türkiye'den Taliban'la savaşmak için ek kuvvet talebinde bulundu. Hükümet bu haberi doğrulamazken, Genel Kurmay Başkanımız, "NATO bizden Taliban'la savaşmak için ek kuvvet talebinde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden tek bir asker bile savaşmak için Afganistan'a gidemez" demişti. Yine Lübnan'a asker gönderilmesi ile ilgili hükümet kararının ardından, bir gazetecinin sorduğu soru üzerine Genel Kurmay Başkanımız; "Lübnan'a asker gönderme tezkeresinden memnun olup olmadığımı soruyorsunuz. Bu sorulur mu? Biz gitmiyoruz" gönderiliyoruz diyerek cevap veriyordu. Merkezi Kanada'da bulunan 'Middle East Newsline" dergisinin 27 Şubat tarihli internet sayfasında; 'ABD, Türkiye'de bulunan üslerin kullanımını genişletmek istiyor" başlıklı haberde Ankara ve Washington arasında, her iki konuyla ilgili İncirlik Üssü üzerinden kıran kırana bir pazarlık yapıldığını ileri sürülerek, Adana'daki Amerikan Üssünün İncirlik'in hem İran, hem de Kuzey Irak için kullanılmasının söz konusu olduğunu yazdı. Bu durum da Türkiye'nin, ABD'nin İran'a ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı uygulayacağı sınırlı askeri harekatlara, şartsız olarak askeri birlik vereceği mutabakatını doğrular bir gelişmeydi.

-Irak'ın kuzeyinde kurulan Kürt oluşumunu gayri resmi olarak tanındı. İş adamlarımız bu oluşumun sınırları içinde iş yapmaya başladılar. Kimi iş adamları Türkiye'yi yöneten kişi olsalar Kürdistan'ın kurulmasını ilk kendilerinin savunacağı açıklamalarında bulundular. Kırmızı çizgiler pembeye dönüştü. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice senatodaki konuşmasında Türkiye- Irak arasındaki sınırı, Türkiye- Kürdistan sınırı olarak tanımladı. Türkiye'nin Kerkük'e müdahale ve PKK için sınır ötesi harekat ihtimali üzerine Türkiye'de faaliyet gösteren PKK'nın siyasi kanadı DTP ve onun belediye ve İl başkanları Türkiye Cumhuriyeti'ni ayaklanma ve iç savaşla tehdit etmeye başladılar.

- Devletin asli görevlerinden biri olan milli savunmamızı üstlenen Türkiye Cumhuriyeti Ordusuna soysuz ve geleneksiz liberal bir fonksiyon yüklenmeye cüretedilmiş, güvenlik olgusuna bir "sektör" gözüyle bakılmaya başlanılmıştır. Ordunun küçültülmesi her fırsatta siyasiler ve dış mihraklarla yakın ilişkiler içinde olan TESEV gibi kurumlar tarafından yüksek sesle dillendirilmiştir. TESEV'in hazırlattığı "Türkiye Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim" isimli kitapta; bu çevrelerin ve dış mihrakların düşünceleri aktarılarak; zorunlu askerlik görevinin, sivil demokratik bir kültür yerine askeri değerleri şekillendirici bir laiklik ve milliyetçilik anlayışını toplumsallaştırdığı gerekçesiyle karşı çıkılarak, zorunlu askerlik yerine "güvenlik sektörü" kavramına uygun olarak profosyonel ordu tanımlaması yapılarak, güvenlik hizmetlerinin ihale ile sağlandığı bir yapının temelleri atılmaya çalışılmıştır.

- Geçen süreçte; Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını yok edecek bir plan uygulamaya konuldu. Kamu Yönetimi Temel Kanunu toplumsal muhalefet, Cumhurbaşkanlığı vetosu ve Anayasa mahkemesi korkusu karşısında meclisten geçirilemedi. Ancak, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Belediye Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Bölge Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun TBMM den geçti. Kamu Yönetimi Temel Kanununda yer alan kimi hükümler, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişikli Yapılması Hakkında Kanunla yasalaştırıldı. Kalkınma Ajansları kanunu ile Türkiye 12 bölgeye bölündü. Bu yasa aynı zamanda Avrupa'nın Osmanlı'ya dayattığı 12 bölgeli federalizmin bir anlamda başlangıç uygulamasıydı. Yine bu süreçte Uygulamaya konulan Maden ve Petrol yasaları, Bölücü DTP Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir'in; "Şırnak'ta çıkarılan kömürün Batmanda çıkarılan petrolün gelirlerinin bir kısmı bölgede kullanılmalıdır" sözüne uygun hükümler içermekteydi. Sonuç olarak yasal düzenlemelerle Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını değişime uğratılırken,Türkiye'deki Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı şehir ve kasabaların belediyelerinin özerkleşmesi süreci zamana ve yasalara yayılarak kararlı bir şekilde uygulandı.

-Kıbrıs'ta Denktaş devre dışı bırakıldı. Annan Planı "yes be annem" çığlıklarıyla kabul edildi. Yunanistan'ın yayılmacılığı karşısında sessiz kalmamızı , Ege'de Yunan taleplerine esnek bir tutum takınmamızı sağlamak üzere, toplumun vereceği tepkiyi en aza indirgeyecek, psikolojik alt yapıyı oluşturmak için; "Yabancı Damat" "Kırık Kanatlar" gibi televizyon dizileri bir biri ardına televizyonlarda gösterime sokuldu. Böyle Türk halkını tek taraflı olarak Yunanlılara yakınlaştırma operasyonları başladı. Savunmasız bırakılmış Türk toplumu üzerinde yürütülen bu operasyonla Türkler feodal, çağdışı zorba, uyumsuz gösterilerek küçük düşürülmeye çalışılırken, diğer taraftan Türkiye topraklarında Yunanlılarında hakkı olduğu toplumun ruhu ve beynine nakşediliyordu. Yunan mali sermayesi İzmir'de denize dökülüşünün 85 yıl dönümünden sonra ülkemize giriyor ve Finansbank ve Tekfenbank'ı midesine indiriyordu.

Dışişleri Bakanının ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfa 9 maddelik plan üzerinde anlaştığının açıklanmasının hemen ardından Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan, Türkiye'nin Ermenistan ve Kıbrıs Rum kesimi de dahil komşularıyla ilişkilerini düzeltmesi gerektiğini söyleyecek kadar cesaretlendirilmişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ermenistan konusunda, tarihte olanları tarihe bırakmak gerektiğini belirterek "Yeni dünyayı barış üzerine inşaa edelim. Ulusal sınırlara saygı gösterilmesini istiyoruz. Biz Ermenistan'a olumlu yaklaşıyoruz, hava kapısını açtık, kara kapısını da açarız, ancak aynı olumlu yaklaşımı onlardan da bekliyoruz." demişti. Oysa, Ermenistan kara sınır kapılarının bile açıldığını, bu kapılardan ülkemizde on binlerce kaçak Ermeni işçinin yığılarak, Türk işsizlerinin artmasına neden olduğu, Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın; 09.10.2006 tarihinde, Fransa'da sözde Ermeni soykırımını reddetmeyi suç sayan yasa teklifine karşı "70 Bin Kaçak Ermeni'yi Gönderelim!" önerisiyle ortaya çıkıyordu. Bu arada "1 milyon Ermeni'nin soykırıma uğradığı"nı nenesinin ona bebekken anlattığı masallara dayandırarak yazan Orhan Pamuk'a, Nobel Barış Ödülü verilmişti.

-Af yasası, PKK yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilecek uzlaşmasının hemen ardından 27.06.2003 tarihinde İstanbul'da gazetecilerin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Kürt isyancıların sürekli olarak topluma kazandırılması amacıyla yeni bir af yasası üzerinde çalıştıklarını açıklamış, PKK terörist bir örgüt olmaktan isyancılığa terfi ettirilmişti. İlerleyen zamanda, PKK ve onun yarattığı terör sorunu; "etnik ve siyasal bir sorun" olarak tanımlandı. Geldiğimiz son noktada; PKK ve onun yarattığı ayrılıkçı terör sorunu ABD ve AB'nin dayattığı "dağda silah taşıyacaklarına düz ovada siyaset yapsınlar" la özetlenebilecek siyasi çözüm noktasında düğümlendi. Nitekim bu son durum; ABD Dışişleri Bakanı Powell ile yapılan 2 sayfalık 9 maddelik anlaşmada yer aldığı ileri sürülen, etnik grupların yasal siyasete katılmaları önündeki yasal kısıtlamalar ve engellerin kaldırılacağı. PKK'ya yasal siyaset yapma olanağı sağlanarak, hapiste veya dağda bulunan yöneticilerin siyasal mücadeleye katılmaları için gerekli hukuki ve siyasal önlemler alınıp ve uygulanacağı mutabakatına uygundu.


SONUÇ

Emperyalizm tarihinin hiçbir dönem ve anında bulunduğu coğrafyada hak ve özgürlükleri geliştirmediği gibi özgürlüklerin varlığından nefret etmiştir. Ortadoğu'nun mevcut duruma gelmesinden bölge liderlerinden ziyade sömürgeciliği geçim kapısı yaparak varlığını başka milletlerin doğal kaynaklarına el koyarak sömürmeye dayandıran, bunun için her yolu mübah sayan devletler sorumludur. Ortadoğu'da, Afrika'da sınırlar ve yönetimler en başından beri emperyalist Batılı devletler tarafından belirlenmiştir. Bu devletler bölgede; demokratik açılımların, özgürlüklerin, korumacı ulusal yararı güden ekonomik yapıların kendi sömürü düzenlerine uygun olmayan sonuçlar doğuracağını bildiklerinden, her zaman kendi istek ve arzularını yerine getirecek, hak ve özgürlükleri sınırlayan demokrasi dışı yönetsel yapılardan desteklerini esirgememişlerdir. Ortadoğu'da yapılan her darbenin altında ve her diktatörün yanında batı emperyalizmini görmemek olanaksızdır.

Emperyalizm hak ve özgürlük kavramlarıyla; sömürü düzeninin kurulması ve devamını sağlayacak içi ihanetle doldurulmuş işbirlikçiliği tanımlamaktadır. Keza emperyalizmin savunuculuğunu üstlendiği demokrasi ve tam özgürlük kavramları, üniter ulus devlet yapılarını çökerten; etnik, dinsel ve dilsel ayrımcılıkla eşanlamlıdır. ABD emperyalizminin baskısıyla üniter yapılarını sözde demokrasi ve tam özgürlük adına bozarak, etnik, dinsel ve dilsel ayırıma tabi tutan sistemlerin ayakta kalması mümkün değildir.

Irak'ta yaşananlar emperyalizme direnme inanç ve enerjisinden yoksun ulusların alması gereken derslerle doludur. Bu dersi ilk alması gerekenler Türkiye Cumhuriyeti siyasetçileridir.

Tarih bilinci gelecek öngörüsünü oluşturan bilgi ve deneyimlerin kaynağıdır. Tarih bilinci olmayan siyasetçilerin, tarih bilincini reddederek, emperyalist saldırganlarla Mondoros Mütarekesi kıvamında anlaşmalar imzalayan hükümetlerin Türkiye Cumhuriyeti'ni, Türk Ulusunu geleceğe taşıması ve gelecekte söz sahibi kılması mümkün değildir.

Dip Notlar:

(1) Bu görüşmeye ilişkin habere aşağıdaki kısa yoldan (linkten) ulaşabilirsiniz http://www.vatanim.com.tr/root.vatanexec=haberdetay&tarih=24.05.2003&Newsid=9721&Categoryid=3

(2) Osmanlı devletine fiilen son vererek ortadan kaldıran yirmi bes maddelik Mondros mütârekesinin maddeleri özetle: 1- Karadeniz'e geçişi sağlamak üzere boğazlar açılacak ve geçiş güvenliği için Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki istihkamlar itilaf devletleri tarafından işgal edilecek. 2 -3- Osmanlı sularındaki bütün mayın tarlaları ve öteki engeller gösterilecek; bunların taranmasına ve kaldırılmasına yardım edilecek. 4- İtilaf devletleri tebasından olan esirlerle, Ermeni esirleri İstanbul'da toplanacak ve kayıtsız şartsız İtilaf devletlerine teslim edilecek. 5- Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için taraflarca kararlaştırılacak gerekli sayıda askerî kuvvetten fazlası hemen terhis olunacak ve bunların silah, cephane ve teçhizatı itilaf kuvvetlerine teslim edilecek. 6- Emniyeti sağlamakla vazifeli tekneler dışındaki bütün Osmanlı savaş gemileri belirlenerek itilaf kuvvetlerine teslim edilecek ve Osmanlı limanlarından dışarı çıkmayacak. 7- İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri herhangi bir stratejik bölgeyi asker çıkarmak suretiyle işgal edebilecek. 8-9- Osmanlı Devleti'nin bütün liman ve tersaneleri itilaf devletleri gemilerinin faydalanmasına açık bulundurulacak. 10- Toros tünelleri itilaf devletlerince işgal edilecek; (böylece güneydeki Türk kuvvetlerinin geri çekilmesini önlemek ve Güney Anadolu'yu işgal öngörülüyordu). 11- Kafkasya ve İran'ın Kuzey-Batısında Türk kuvvetleri savaştan önceki yerlerine çekilecek, (Bu bölgede bir Ermenistan devleti kurulmasını öngören madde). 12- Hükümet haberleşmeleri dışındaki her türlü haberleşme, İtilaf devletlerince denetlenecek. 13- Askeri ve ticari kara ve deniz vasıtaları ve malzemesi tahrip edilmeyecek. 14- Ülkenin ihtiyacından fazla olan kömür, akaryakıt ve deniz levazımatı, itilaf devletleri tarafından satın alınacak. 15- Bütün demiryolları itilaf devletleri memurlarınca denetlenecek; Kafkas demiryollarını ise, doğrudan doğruya itilaf devletlerinin memurları idare edecek ve Batum'un işgaline karsı durulmayacak. 16-Suriye, Irak, Hicaz, Yemen, Trablus ve Bingazi'deki Türk kuvvetleri en yakın itilaf kumandanına teslim olacak. 17-Trablus'da ve Bingazi'de bulunan Osmanlı zabitleri en yakın İtalyan muhafaza kıtasına teslim olacak. Osmanlı hükümeti teslim emrine itaat etmedikleri takdirde muhaberat ve yardımlaşma kesilecek. 18- Mısır da dahil olmak üzere Trablus ve Bingazi'de işgal edilmis bütün limanlar, itilaf kuvvetlerine teslim edilecek. 19-Almanya ve Avusturya uyruklu sivil ve asker bütün vazifeliler bir ay içinde Osmanlı ülkesinden ayrılacak. 20- Ordunun terhis edilmesi üzerine elde kalacak silah ve cephane, itilaf devletlerinin talimatına göre muhafaza edilecek. 21- İtilaf devletleri vazifelilerin çıkarlarını kollamak üzere, iaşe nezaretinde kontrol memurları bulunacak. 22- İtilaf devletlerince esir alınmış Türkler hemen iade edilmeyerek şimdilik bulundukları yerlerde muhafaza edilecek. 23- Osmanlı Devleti merkezi hükümetlerle bütün münasebetlerini kesecek. 24-Vilayet-i Sitte'de (Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Elaziğ, Van, Bitlis) herhangi bir karışıklık çıkacak olursa, itilaf devletleri bu bölgede önemli gördükleri yerleri işgal edebilecek. 25- Taraflar arasında ateşkes durumu 31 Ekim 1918 günü öğle vakti başlayacaktır


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-06-20 22:04:46 - tarih tekerrür ediyor

Yazan: isimsiz
resmen tarih tekerrür ediyor içimiz kan ağlıyor. bu vatan hainlerini hala başımıza tac yapıyoruz hala bu vatan hainlarinin tarafını tutanlar var. bunlar acaba çok mu salaklar ne yaptıklarının farkında değillermi yoksa menfaat uğrunamı bu adamları destekliyolar? biz neden bu hale geldik ATA'MIZ bizim için ne zorluklarla kurtardı bu toprakları ama şimdi kimse onun kadar bu toprakların değerini bilmiyor. ABD' ye sattılar resmen güzel ülkemizi. bizim milletimizde bu zihniyet oldukca daha çok satarlar ülkemizi...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Orhun... çocuğuyla şavaşa katılan bir anne... oğluna kılınç dersi veren bir baba... torununa kayıp bir efsane anlatan dede... taşacağı önceden kestirilemeyen bir nehir... taşacağı önceden kestirilemeyen bir halk...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
ArÅŸiv
Arkadaşlarım
e-posta

Dostlar

turkiyem
mevhaz
tarihci
urungu38
bulutbey bulut
neslinursema1
ikizizbiz
neslinursema3
albeyazlim
mehparen
ermenisoykirimyalani
gazikemal
okshazirlik
paratoner
karsiyorum
oznurkarayumak19
velisolmaz
forumel
mavi28
afyonlum003
ilk100blog
kacakistihbarat
turan38
soyumturk
vatansever11
Google PR™ - Post your Page Rank with MyGooglePageRank.com Bloglar Alemi

 RSS ve Blog Desteği 
Toplist100.Net

TurkArama TopList TOPlist Sevgi Bahcesi Toplist Toplist | NurTopu.CoM - Kaliteli Siteler Topluluğu - Sitenizi Ekleyin, Hitiniz Artsın Toplist Link ALEMi Toplist LinkAlemi // Alemdeki Tüm Linkler www.linkalemi.com Toplist Favori Siteler iyi siteler hit siteler toplist MasterTr.net Toplist Toplist - www.ortakgelir.com adresine girin, SITENIZE REKLAM ALIN. Myben Toplist Metrotoplist.net Hitsiteler Birliği toplist.kayyo | Büyük Toplist WEB TIRAFIK-HIT KAZANDIRAN TOPLIST.SITE EKLE BOL HIT KAZAN